Sonbahar bence okumanın en güzel mevsimi. Akşamlar erkenden karardığında, battaniyeyi çekip bir kitapla köşeye çekilmek istiyorum. Bu yıl kendime yeni bir kural koydum: sadece yeni kitaplar değil, daha önce okuduklarımdan da birkaçını yeniden okuyacağım. Çünkü zaman geçtikçe bir kitap değişmiyor ama biz değişiyoruz.
Neden yeniden okumak?
Gençken okuduğum bir roman, yıllar sonra bambaşka cümleler gösteriyor. Aynı sayfalar, farklı yaşta farklı yerlerime dokunuyor. Bu yüzden listem tamamen bildiğim kitaplardan oluşuyor. Hiçbirini ilk kez okumuyorum ama hepsini ilk kez tanıyormuşum gibi hissetmeyi umuyorum.
Listem
Tutunamayanlar (Oğuz Atay). Bu roman, 1970’lerin başında yayımlandı ve Türk edebiyatında modern bir klasik sayılıyor. Dili, hicvi ve içeriden yalnızlığı anlatışı beni her okumada başka bir yerden yakalıyor.
Kürk Mantolu Madonna (Sabahattin Ali). Ağır ve yumuşak bir aşk anlatısı. İlk okuduğumda aşkı, şimdi ise yalnızlığı ve içe dönüklüğü daha fazla fark ediyorum.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Ahmet Hamdi Tanpınar). Doğu ve Batı arasındaki zaman farkını, bürokrasiyi ve modernleşmeyi mizahla anlatıyor. Bu roman, güncel hayata dair şaşırtıcı bir ayna tutuyor.
İnce Memed (Yaşar Kemal). Toros dağlarının ve Çukurova’nın epik hikâyesi. Dili, doğa betimlemeleri ve haksızlığa karşı duruşu bana hep güçlü geldi.
Huzur (Ahmet Hamdi Tanpınar). İstanbul’un geçmişle bugünü arasında gidip gelen bir romanı. Bu şehirde yaşayan biri olarak, sokaklarını başka bir gözle okumamı sağlıyor.
- Kitabı bitirince birkaç cümlelik bir not yazın.
- Aynı kitabı farklı bir baskıyla okumak bile yeni bir deneyim olabilir.
- Her akşam yalnızca yirmi sayfa okumak yeterli.
Okuma ortamı
Bu romanları okurken küçük bir ritüelim var: yanıma bir fincan çay, ışığı sarıya yakın bir lamba ve telefonu odanın öbür ucuna bırakmak. Ekranlardan uzak okuyunca metinle daha derin bir bağ kuruyorum. Bu basit ortam değişikliği, odaklanmamı gözle görülür biçimde artırıyor.
Arkadaşlarımla bir kitap kulübü kurma fikri de var. Ayda bir kez toplanıp aynı kitabı konuşmak istiyoruz. Henüz ilk toplantıyı yapmadık, ama liste hazır.
Sizin listeniz?
Listemi paylaşırken bir şeyi de eklemek istiyorum: kitapları bitirmek zorunda değilsiniz. Okuma, bir görev değil, bir keyif. Bir kitap bir yerden sonra gelmiyorsa bırakabilirsiniz; belki yıllar sonra tekrar dönersiniz. Ben de bazı kitapları üç denemede bitirdim.
Okuma ortamınızı da güzelleştirin. Bir battaniye, sıcak bir içecek ve yumuşak bir ışık, sonbahar akşamlarının en güzel arkadaşları. Kitaplar için ayırdığınız zaman, günün geri kalanından bağımsız, size ait bir köşe.
Yeniden okuma tekniğim
Aynı kitabı ikinci kez okurken farklı bir yöntem deniyorum: ilk okumada ne hissettiğimi bir sayfa notla yazıp, kitabı bitirdikten sonra bu notu açıyorum. Geçen yıl okuduğum bir romanı ikinci kez bitirdiğimde, ilk okuma notumda “sıkıldım” yazdığını gördüm; ikinci okumada ise kitabı çok sevmiştim. Zamanın okuma üzerindeki etkisini görmek, çok öğretici.
Okuma süresini de planlıyorum. Her kitap için iki hafta ayırıyorum; bu süre içinde yetişmezse bırakmak yerine tekrar ele alıyorum. Hızlı okumak bir yarış değil.
Siz sonbaharda hangi kitaba dönüyorsunuz? Yorumlarda yazarsanız, listeme bir yer açarım. Kış uzun olacak ve okunacak çok şey var.
Kapak fotoğrafı: Micheal Kaluba / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)











