Çukurova’yı Kitapla Gezmek: Yaşar Kemal ve İnce Memed Üzerine

Yaşar Kemal'in İnce Memed'i yeniden okurken Çukurova'nın doğasını ve insanını kafamda canlandırdım. Bir romanın coğrafyayı nasıl anlamlı kıldığına dair notlarım.

Bir romanı yeniden okumak, ona yeniden gitmek gibi. Geçen hafta Yaşar Kemal’in İnce Memed’ini ikinci kez okumaya başladım ve ilk sayfalardan itibaren Toros Dağları’nın sisi içime sızdı. Roman ilk kez 1955’te yayımlandı ve Türk edebiyatının en çok okunan eserlerinden biri oldu.

Coğrafyanın karakter olması

İnce Memed’de coğrafya, arka plan değil; neredeyse başlı başına bir karakter. Kayalıklar, ovalar, çalılıklar ve dere yatakları, olay örgüsünün ayrılmaz parçaları. Yaşar Kemal’in doğayı betimlemedeki ustalığı, okurun gözünün önünde bir film izlettiriyor.

Bu romanı İstanbul’un tam ortasında, bir apartman dairesinde okurken bile, Çukurova’nın yaz sıcağını ve Toros’un kuru rüzgârını hissettim. Edebiyatın gücü tam da bu: görmediğiniz yeri size yaşatmak.

Dil ve anlatım

Yaşar Kemal’in anlatımı, sözlü kültürün ritmini taşıyor. Uzun cümleler, tekrarlar ve halk anlatılarındaki dil kıvrımları, metni bir ağıt gibi sürüyor. İlk okumada bu tarzı yadırgamıştım. İkinci okumada ise ritmin içine girip akmaya başladım.

Roman, haksızlığa karşı direnişin hikâyesi. Ben bu hikâyeyi bir siyasi metin olarak değil, insani bir anlatı olarak okuyorum. Çünkü karakterlerin çaresizliği, korkusu ve umudu, tek bir döneme ya da yere ait değil.

  • Romanı acele okumayın; uzun cümleleri sesli okumak anlamayı kolaylaştırıyor.
  • Yazarın diğer eserlerine geçmeden önce bu romanı bitirmek iyi bir başlangıç.
  • Haritada Çukurova ve Toros bölgesine bakarak okumak ilginç bir deneyim.

Bir gün gitmek

Henüz Çukurova’ya kitabın izinden bir gezi yapmış değilim. Ama bu romanı okuyunca aklımda bir plan belirdi: Adana ve çevresinde, Toros eteklerinde birkaç gün geçirmek, yerel insanlarla konuşmak ve romanın coğrafyasını kendi gözümle görmek.

Edebiyat gezileri benim için sevilen bir tür. Bir yazarın dünyasını yerinde görmek, onunla yeni bir bağ kuruyor. Bu yüzden Yaşar Kemal’in memleketine gitmek, hayal listemde yer alıyor.

Son söz

İnce Memed’i okumak istiyorsanız, ilk sayfalarda yorulmayın. Roman biraz zaman istiyor ama karşılığını veriyor. Ben ikinci okumada ilkinden daha çok şey buldum. Belki de kitapların asıl cömertliği, her okumada başka bir şey sunmaları.

Romanı okurken sık sık haritaya baktım. Toros Dağları’nın nereden başlayıp nereye uzandığını, Çukurova’nın nasıl bir ova olduğunu görmek, hikâyeyi daha somut kılıyor. Bu tür bir okuma, coğrafyayı kitapla birlikte öğrenmenin güzel bir yolu. Kitaplığınızda bir atlas varsa, edebiyat okurken yanınızda bulundurmanızı öneririm.

Yaşar Kemal’in diline dair bir not daha: yöresel kelimeler bazen bilinmiyor ama bağlamdan anlaşılıyor. Sözlüğe sürekli bakmak yerine akışı bozmadan devam etmek, okumayı kolaylaştırıyor.

Çukurova’ya bakan bir pencere

Çukurova denince aklımıza pamuk tarlaları, sıcak yazlar ve geniş ovalar geliyor. Roman ise bu bölgeyi bambaşka bir açıdan, köylülerin gözünden anlatıyor. Bir bölgeyi turistik değil, yaşanmış bir yer olarak görmek, edebiyatın bize sunduğu en büyük hediyelerden biri. Bu romanı okuyan biri, haritadaki o ovaya baktığında artık sadece bir coğrafya değil, insanlar da görüyor.

Yaşar Kemal’in diğer eserlerini de merak ediyorum. Önümüzdeki aylarda onları da sırayla okumayı planlıyorum, ve her birini bu yazıda olduğu gibi kısa notlarla buraya aktarmak istiyorum.

Sizin için bir coğrafyayı unutulmaz kılan roman hangisi? Merak ediyorum.

Kapak fotoğrafı: Dan / Wikimedia Commons (CC BY-SA 2.0)

Paylaş
Sonraki makale yükleniyor…