Hava biraz serinlediğinde mutfakta ilk yaptığım şey tencereyi ocağa koymak oluyor. Çorba, benim için sonbaharın resmî başlangıcı. Bu yazıda en çok yaptığım iki çorbayı, kendi küçük püf noktalarımla paylaşıyorum. Tarifler tamamen gündelik ev yemekleri; ölçüler göz kararı.
Mercimek çorbası: temel tarif
Bir su bardağı kırmızı mercimeği iyice yıkıyorum. Su berrak olana kadar yıkamak önemli; köpük yapmasını ve tadını bozmasını azaltıyor. Bir soğan, bir havuç ve bir patatesi küçük doğruyorum. Tencerede zeytinyağı ya da tereyağında soğanı pembeleşene kadar kavuruyorum. Bir yemek kaşığı salça ekleyip kokusu çıkana kadar çevirirken mutfağa tanıdık o koku yayılıyor.
Sonra mercimeği, havucu ve patatesi ekleyip altı yedi su bardağı sıcak su ya da tavuk suyu ile pişiriyorum. Sebzeler yumuşayınca blenderden geçirip tuz, karabiber ve az kimyon ekliyorum. Kıvamı ayarlamak için kaynar su ekleyebilirsiniz.
Servis anı
Çorbayı iyi yapan şey, servis anındaki küçük dokunuşlar. Üstüne tereyağında kızdırılmış pul biber, yanında limon dilimi ve çıtır ekmek. Limonu sıktığınızda çorbanın tadı bir anda canlanıyor. Bunu yıllardır bildiğim hâlde her seferinde şaşırıyorum.
- Mercimeği iyi yıkayın.
- Soğanı acele etmeden kavurun.
- Servis anında limon ve pul biberle bitirin.
İkinci favorim: yayla çorbası
Yayla çorbası, yoğurt, pirinç ve nane ile hazırlanan bir klasik. Pirinci önceden suda haşlıyorum. Ayrı bir kapta yoğurt, yumurta sarısı ve bir kaşık un çırpıyorum; bu karışımı ılık çorba suyuyla yavaşça açıp ocağa alıyorum. Kesilmemesi için sürekli karıştırmak şart. Üzerine tereyağında nane kızdırıyorum.
Yayla çorbasının kesilme riski bende her zaman heyecan yaratıyor. İlk denememde kesilmişti. Ocağı kısık tutmak ve çok hızlı kaynatmamak işe yarıyor. Sabır, burada da geçerli.
Mutfakta ritüel
Bir tencere çorba yapmak, mutfakta zaman geçirmenin en az stresli yollarından biri. Ağır bir teknik gerekmiyor, ama kokusu evi sarıyor. Geçen hafta komşuma bir kase götürdüm ve karşılığında bir kavanoz reçel aldım. Bu tür küçük alışverişlerin tadı başka.
Saklama ve çeşitlendirme
Çorbaları buzdolabında iki üç gün saklamak mümkün; daha uzun süre için dondurucu kullanıyorum. Dondurmadan önce tamamen soğutmak ve kapaklı kaplarda saklamak gerekiyor. Yoğurtlu çorbaları dondurmamak daha iyi, çünkü yoğurt kesilebilir. Bu, kendi tecrübemle edindiğim bir bilgi.
Mercimek çorbasını çeşitlendirmek için bazen içine bir parça kabak ya da biraz domates ekliyorum. Baharat olarak kimyonun yanına zerdeçal eklediğim de oluyor. Her mutfağın kendine ait küçük sırları var; sizinki neyse onu denemekten çekinmeyin.
Çorbanın bir başka güzelliği ekonomik olması. Birkaç sebze, bir avuç mercimek ve biraz baharatla dört beş kişilik bir yemek çıkıyor. Bütçenin sıkıştığı ayların kurtarıcısı oluyor; üstelik doyurucu ve sıcak. Bunu annemden öğrendim, şimdi ben de kendi mutfağımda uyguluyorum.
Çorba ve sohbet
Çorba içmek aslında yalnız yapılan bir şey değil. Aile sofrasında büyük bir tencereden herkesin kendi kasesine koyduğu o an, konuşmaların da başlangıcı oluyor. Ben bu yüzden çorbayı hâlâ sofranın başlangıç yemeği olarak görüyorum; hafif ve sıcacık, ve her şeyin başlamasına izin veren bir yemek.
Çorbayı fazla yaparsanız, küçük porsiyonlar halinde dondurucuya koyabilirsiniz. Yoğun işlerin olduğu günlerde bu porsiyonlar kurtarıcı oluyor. Şimdi bana müsaade; tencerem kaynıyor.
Kapak fotoğrafı: Whoisjohngalt / Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)











