Sahaflarda Kaybolmak: İkinci El Kitabın Anlattığı Hikâyeler

Sahaflar Çarşısı'nın ve ikinci el kitapçıların tozlu raflarında yeni hikâyeler buluyorum. Bir kitabın önceki sahibinden kalan izler ve alışverişin keyfi üzerine.

Yeni bir kitapçıya girdiğimde göz önüne konmuş en çok satanlara bakıyorum. Sahafa girdiğimde ise tam tersi: hiçbir şeye bakmıyorum, her şeye bakıyorum. Raflar düzenli değil, fiyatlar etiketsiz, sahibi ise genellikle bir köşede kendi kitabına gömülmüş. Bu belirsizlik bana çok iyi geliyor.

Bir çarşının hafızası

İstanbul’da Beyazıt’taki Sahaflar Çarşısı, kitap alışverişinin uzun yıllardır sürdüğü bir yer. Yüzyıllardır bu bölgede kitap ticaretinin yapıldığı biliniyor; kaynaklara göre sahaflar 15. yüzyıldan beri Osmanlı İstanbul’unda kitap ticaretini sürdürmüş, bugünkü yerlerine ise 1894 depremi sonrasında yerleşmiş. Kısacası burası eski ve köklü bir yer.

Çarşıdaki dükkânlarda hem akademik kaynaklar, hem eski dergiler, hem de unutulmuş romanlar bulabiliyorsunuz. Sahafın kapısından girip bir saat geçirmek, bir kütüphanede kaybolmak gibi.

Kitabın önceki hayatı

İkinci el kitapların en güzel yanı, geçmişin izlerini taşımaları. Bir kitabın ilk sayfasında eski bir imza, bir hediye notu ya da kenarlara yazılmış kısa yorumlar olabilir. Geçen ay aldığım bir şiir kitabının içinde 1980’lerden kalma bir otobüs bileti buldum. Bunu bir yer imi olarak kullanıyorum.

Elbette bu izler kimi zaman rahatsız edici de olabilir: sararmış sayfalar, küf kokusu, kırık sırt. Bu yüzden kitabı satın almadan önce kokusuna ve sayfalarına dikkatlice bakmak gerekiyor.

  • Sırt, ciltleme ve sayfaların durumunu kontrol edin.
  • Fiyatı önceden sorun; esnaf genellikle pazarlığa açık.
  • Sahafla sohbet etmek bazen en iyi öneriyi getiriyor.

Sohbet kültürü

Sahaflar sadece satıcı değil, aynı zamanda birer rehber. Aradığınız bir kitabın adını söylediğinizde, bazen “o yok ama şu var” diye farklı bir öneride bulunuyorlar. Bu öneriler çoğu zaman yeni bir yazar keşfetmenizi sağlıyor. Geçen sefer bana verilen bir tavsiye, son aylarda okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu.

Pazarlık da bu kültürün bir parçası. Ama ben kendi payıma, kitabın değerini bilen satıcıya haksızlık yapmamaya özen gösteriyorum. Bir kitap için ödenen para, aynı zamanda sahafın emeğine de saygı.

Neden devam ediyorum?

E-kitap ve internet alışverişi çok kolay. Ama sahaftaki tesadüf hissini hiçbir algoritma veremiyor. Rafın başında durup beklenmedik bir kitapla karşılaşmak, bana kitabı bulmuyorum, kitap beni buluyor dedirtiyor.

Sahafta bulduğum kitapları çoğu zaman yeniden satıyorum ya da arkadaşlarıma hediye ediyorum. Kitaplar dolaşmalı, bir rafta unutulmamalı. Bir kitabın birçok elden geçmiş olması bana ayrı bir sıcaklık veriyor. Sayfalar arasında kurutulmuş bir çiçek, bir not ya da eski bir fotoğraf bulduğum da oldu; bunları bazen sahibine ulaştırmaya çalışıyorum, ama çoğu zaman bir sır olarak kalıyor.

Sahafta ilk kez olanlara

Eğer sahaflara hiç gitmediyseniz, küçük bir listeyle başlamanızı öneririm. Aradığınız bir iki kitabın adını yazın, ama aynı zamanda raflara bakmak için zaman bırakın. Fiyat konusunda utanmayın; sormak serbest. Bazı sahaflar kitaplarını yazarına ve konusuna göre ayırıyor, bazıları ise karışık bırakıyor. Karışık raflar bana daha çok keşif şansı veriyor.

Aldığım kitapları evde silip yumuşak bir bezle temizliyorum. Kokusu fazla yoğunsa, birkaç gün açık havada bekletmek işe yarıyor. Küçük ama önemli bir ayrıntı: kitabı nazik tutmak, bir sonraki okura da saygı.

Siz de bir gün bir sahafa girin. Aramak için değil, kaybolmak için.

Kapak fotoğrafı: Freedom's Falcon / Wikimedia Commons (CC BY-SA 3.0)

Paylaş
Sonraki makale yükleniyor…